1961-1965 İnönü Koalisyon Hükümetleri Dönemi

 

Koalisyon Hükümetleri

27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından başlayan süreç, Türkiye’yi çok partili sisteme geri taşıyan kritik bir geçiş dönemi yaratmıştır. 1965 genel seçimlerine kadar süren bu dört yıllık süreçte, siyasi istikrarsızlık dört farklı koalisyon hükümetinin kurulmasına yol açmıştı.

27 Mayıs darbesinin ardından Milli Birlik Komitesi, 15 Ekim 1961’deki ilk seçime kadar tam on yedi ay boyunca görev başında kaldı. Bu zaman zarfında hazırlanarak halk oylamasına sunulan ve kabul edilen 1961 Anayasası, yasama yetkisinin tek elde toplanmasını engellemek amacıyla çift meclisli parlamento ve partilerin ezici çoğunluk kazanmasını zorlaştıran nispi temsil sistemini kabul ederek bir anlamda demokratik hayata geçiş için gerekli hukuki zemini hazırlamıştı. Sırada siyasi partilerin faaliyetleri üzerindeki yasakların kaldırılmasına geldi. 13 Ocak 1961 tarihinde bu yasak da kaldırıldı. Bu süreçte kapatılan Demokrat Parti mirasını sahiplenen partiler hızla kuruldu.

Demokrat Parti değerlerini sahiplenen en büyük mirasçı olarak 11 Şubat 1961’de Adalet Partisi kuruldu. Partinin kurucu başkanı 27 Mayıs sonrası emekliye ayrılan Orgeneral Ragıp Gümüşpala idi. Adalet Partisi ile aynı gün kurulan ve Demokrat Parti mirasını sahiplenin bir diğer parti ise Ekrem Alican liderliğindeki Yeni Türkiye Partisi oldu. Her ne kadar darbe öncesinde, 1958 yılında kurulmuş olsa da 1960 sonrası liberal sağ bir görünüm sergileyen ve Demokrat Parti oylarına talip olan bir diğer siyasi oluşum ise Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi idi. Sendika başkanları dahil bir grup işçi önderi tarafından 13 Şubat 1961’de kurulan ve siyasi arenada alışılmışın dışında bir çizgiyi temsil eden sosyalist bir parti olarak Türkiye İşçi partisi de 1960 sonrasının yeni siyasi aktörlerinden biriydi.

15 Ekim 1961 tarihinde gerçekleştirilecek olan genel seçimler 27 Mayıs taraftarları, özellikle ordu tarafından dikkatle gözlenecekti. Zira seçim sonuçları, bir anlamda darbenin halk nezdindeki meşruiyetini göstermesi açısından bir ölçekti. 27 Mayıs darbesinin üzerinden sadece 17 ay geçmiş, Türkiye, sivil yönetime dönme umuduyla sandık başına gitmişti. Ama kimsenin haberi yoktu ki o sandıklardan çıkacak sonuç, bir demokrasi şöleni değil, tam tersine askeri yönetim için büyük bir hayal kırıklığı ve yeni bir krizin başlangıcı olacaktı.

Darbeden sonra nispi temsil sistemine göre yapılan bu ilk genel seçimlerde hiçbir parti parlamentoda tek başına hükümeti kurabilecek yeterli çoğunluğu sağlayamadı. Ancak Demokrat Partinin mirasını paylaşan AP, YTP ve CKMP’nin oy oranları toplamı %62’ye ulaşmıştı. Buna mukabil CHP’nin oy oranı ise %36,7’de kalmıştı. Bu sonuçlar iç ve dış kamuoyunda 27 Mayıs rejimine karşı bir kınama ve bir anlamda “Menderes’in Zaferi” olarak yorumlanmıştı.

1961 Seçimleri

Peki ordu bu beklenmedik sonuca ne tepki verdi? Cevap çok hızlı geldi. Daha yeni seçilen milletvekilleri Ankara'ya gelip mecliste toplanma fırsatı bile bulamadan askerler duruma el koydu. Siyasetçilere kendi kurallarını dayattılar. Yani ortaya çıkan şey bir uzlaşı değil. Adeta namlunun ucunda kurulmuş bir zoraki evlilik olacaktı.

Seçim sonuçlarının Demokrat Partinin mirasçısı olan partilerin beklenenin üzerinde oy alması ile sonuçlanması özellikle ordu içinde Silahlı Kuvvetler Birliği adlı örgütte büyük rahatsızlığa sebep oldu. SKB, seçim sonuçlarını geriye dönüş olarak değerlendirerek seçimlerin üzerinden daha bir hafta geçmeden, 21 Ekim 1961 tarihinde müdahale kararı almış, 25 Ekim 1961 tarihinde de bu kararı uygulamayı planlamıştı. Gerilimin tırmanması ve darbe olasılığının yeniden gündeme gelmesi üzerine 24 Ekim 1961 tarihinde CHP, AP, CKMP ve YTP liderleri Çankaya Köşküne çağrılarak 21 Ekim Protokolünü imzalamak zorunda bırakıldılar. Protokole göre liderler: 27 Mayıs İhtilalini meşru kabul ettiklerini, Cemal Gürsel’in Cumhurbaşkanlığını destekleyeceklerini ve DP’liler için af kanunu çıkarmayacaklarını taahhüt ediyorlardı. İşte bu protokol birbirine kanlı bıçaklı iki rakibi, yani darbeyi destekleyen İsmet İnönü'nün CHP’sini ve darbeyle devrilenlerin partisi AP’yi aynı hükümetin içine soktu. Yani bu daha ilk günden patlamaya hazır bir bombaydı.

Protokolün imzalanmasından iki gün sonra 26 Ekim 1961 tarihinde Cemal Gürsel tek aday olarak dördüncü cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı Gürsel hükümeti kurma görevini CHP genel başkanı İsmet İnönü’ye verdi. İnönü, partililerin isteksizliğine rağmen AP’ye koalisyon teklif etti. Bu, Cumhuriyet tarihinin asker baskısı ile kurulan ilk koalisyon hükümeti olacaktı. CHP-AP Hükümeti 20 Kasım 1961’de kurulmuş, 2 Aralık 1961’de meclisten güvenoyu almıştı. Ancak AP’li aşırı grupların güven oylamasında çekimser oy kullanmaları, kurulan hükümetin sağlam temeller üzerine inşa edilmediğinin ilk işaretleriydi. Hükümetin ilk sınavı AP’lilerin eski DP’liler için siyasi af istemini gündeme getirmesi ile yaşanacaktı. Bu konu ordunun hassasiyetleri ve AP içindeki DP taraftarlarının baskıları nedeniyle koalisyonun en zayıf noktasıydı. Koalisyondaki iç çekişmeler ve güçsüz görünüm orduyu yeni bir darbe girişimi için harekete geçirdi. Harp Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir liderliğindeki bir grup 21-22 Şubat 1962’de hükümeti devirmeye yeltendi. Başbakan İnönü’nün kişisel otoritesi ve pazarlık becerisi sayesinde darbe engellenmiş karşılığında da darbeye teşebbüs edenler af edilmişti. AP’liler bu askeri affa karşılık DP’liler için af talebini yeniden gündeme getirdiler. AP’nin af konusundaki uzlaşmaz tavrı sonucunda İnönü “Af konusu bütün memleket meselelerinin üstünde telakki edilerek hükümet felçli hale getirilmiştir.” diyerek 30 Mayıs 1962 tarihinde istifa etmiş, böylece Cumhuriyet tarihinin ilk koalisyon hükümeti ancak 7 ay yaşayabilmiştir.

Birinci koalisyonun dağılmasının ardından İnönü bu kez AP dışında kalan diğer iki parti YTP ve CKMP ‘nin katılımı ile 25 Haziran 1962’de ikinci koalisyon hükümetini kurdu. Bu koalisyon döneminde de hükümet darbe tehdidi ile yüz yüze gelecekti. Siyasi istikrarın sağlanamaması ve af ısrarlarının sokağa taşması Aydemir ve arkadaşlarını yeniden cesaretlendirmişti. 20-21 Mayıs 1963’de Talat Aydemir liderliğindeki grup yeniden askeri müdahale girişiminde bulundu. Bu sefer girişim bastırılmış, yapılan yargılamalar sonunda Talat Aydemir 1964 yılında idam edilmişti.

Tüm bu siyasi karmaşa içinde DP’nin baş mirasçısı AP’nin sessiz yükselişi devam ediyordu. 1961’deki genel seçimlerde aldığı %34,78 oy oranından sonra 1963 yılında yapılan yerel seçimlerde oylarını %45,8’e yükseltmişti. Buna mukabil koalisyonun küçük ortakları YTP ve CKMP’nin oyları hissedilir düzeyde düşmüştü. Koalisyon içinde olmalarının siyaset düzlemindeki konumlarını tehlikeye düşürdüğünü düşünen bu iki parti hükümetten çekilme kararlarını açıkladılar. Bunun üzerine İnönü 2 Aralık 1963’te istifa etti.

İkinci İnönü hükümetinin de uzun soluklu olamaması üzerine bu sefer Cumhurbaşkanı Gürsel hükümeti kurma görevini AP genel başkanı Ragıp Gümüşpala’ya verdi. Ancak Gümüşpala sağ kanattaki partilerle anlaşamayınca hükümeti kurma görevi yeniden İnönü’ye devredildi. İnönü bu kez bağımsızların desteğini alarak 25 Aralık 1963’te azınlık hükümetini kurdu. Hükümet kurulur kurulmaz uluslararası bir sorun haline gelen Kıbrıs meselesi ile karşı karşıya kalmıştı. Nitekim güvenoyunu bu bunalım ortamında aldı. İnönü azınlık hükümetinin görevde olduğu sırada Haziran 1964’de bu sefer senato seçimleri yapıldı. Ve AP yükselişini devam ettirdiğini bu seçimlerle de kanıtlamış oluyor ve oylarını %50’ye yükselterek gelecekte tek başına iktidara gelebileceğinin sinyallerini veriyordu. Senato seçimlerinden kısa bir süre sonra AP lideri Ragıp Gümüşpala’nın vefatı üzerine Kasım 1964 tarihinde yapılan AP kongresinde Süleyman Demirel genel başkan seçildi. Türk siyasetinde uzun soluklu ve etkili bir aktör olacak olan Demirel göreve gelir gelmez, azınlık hükümetini düşürmek için yoğun girişimlerde bulundu. 1965 yılı bütçe kanun tasarısı 13 Şubat 1965’te AP’nin başını çektiği muhalefet oylarıyla reddedildi. İnönü’nün bütçenin onaylanmaması üzerine istifa etmesi ile 20 Şubat 1965’te üçüncü İnönü koalisyon hükümeti de sona ermiş oluyordu.

İnönü’nün istifası üzerine hükümeti kurma görevi AP listesinden bağımsız senatör olan Suat Hayri Ürgüplü’ye verildi. Ürgüplü AP, YTP, CKMP ve MP’den oluşan dördüncü koalisyon hükümetini 20 Şubat 1965 tarihinde kurdu. Süleyman Demirel henüz milletvekili olamadığı için meclis dışından başbakan yardımcısı olarak hükümetteki yerini alıyordu. Bu koalisyon bir anlamda 1965 genel seçimlerine ülkeyi götürecek olan, seçime hazırlık hükümeti görevini üstlenmiş, 27 Ekim 1965 tarihine kadar 8 ay görevde kalmıştır.

Peki bu dört yıllık kaotik dönemden çıkarmamız gereken ders ne? Birincisi, halkın iradesiyle askeri vesayet arasında bir çatışma vardı. İkincisi, ordunun siyasete sürekli müdahalesi, istikrarlı bir hükümetin kurulmasını neredeyse imkansız hale getirdi. Üçüncüsü, af gibi siyasi konuların sistemi nasıl kilitleyebileceğini gördük ve son olarak bu siyasi kaosun, tek bir partinin güçlenerek tek başına iktidara yürümesine zemin hazırladığını anladık. Peki, eski düzenin temsilcisi İnönü'ye karşı halkın içinden çıkan yeni ve popüler lider Demirel'in bu yükselişiyle Türkiye nihayet aradığı istikrara kavuşacak mıydı yoksa bu durum orduyla sivil siyaset arasındaki yeni ve daha büyük bir mücadelenin sadece başlangıcı mı olacaktı? İşte bu sorunun cevabı bir sonraki dönemin bütün hikayesini şekillendirecekti.



Kaynakça :

Aydın, Suavi, ve Yüksel Taşkın. 1960’dan Günümüze Türkiye Tarihi. İletişim Yayınları, 2020.

Börklüoğlu, Levent. Tanzimat’tan Günümüze Türk Siyasal Hayatı. Dora Yayın, 2020. https://www.kitapyurdu.com/kitap/tanzimattan-gunumuze-turk-siyasal-hayati/494505.html.

Çavdar, Tevfik. Türkiye’nin Demokrasi Tarihi 1950’den Günümüze. İmge Kitabevi Yayınları, 2019.

Kolektif. Osmanlı’dan Günümüze Türkiye’de Siyasal Hayat. Yordam Kitap, 2022.

Kolektif. Türkiye Tarihi 4 / Çağdaş Türkiye 1908-1980. Cem Yayınevi, 2020.

Şimşek, Derya. “TÜRK-SİYASAL-YAŞAMINDA-İLK-KOALİSYON-HÜKÛMETİ-CHP-AP-KOALİSYONU-1961-1962”. t.y.38. ICANAS Uluslararası Konferansı Ankara (2951-2969)

Turan, Şerafettin. Türk Devrim Tarihi 5 / Çağdaşlık Yolunda Yeni Türkiye (27 Mayıs 1960-12 Eylül 1980) (Şerafettin Turan)Bilgi Yayınevi, 2019.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adnan Menderes'in İdam İle Sonlanan Trajik Hayat Hikayesi

Türkiye'de Siyasal İslam'ın Kısa Tarihi ( 1923 - 2002 )

Türk Siyasetinin İlk Muhalefet Partisi: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası