Kayıtlar

Türk Siyasetinde Milliyetçi Cephe Hükümetleri

Resim
  Türkiye’nin 1970’li yılları, Cumhuriyet tarihinin en buhranlı ve siyasal kutuplaşmanın zirveye ulaştığı dönemlerden biri olarak kabul edilir. 12 Mart 1971 askerî müdahalesi sonrasında oluşan "Ara Rejim" ve partiler üstü hükümet modelleri, ülkenin temel sorunlarını çözmekte yetersiz kalmış; bu durum koalisyon hükümetlerini yaygın bir yönetim biçimi haline getirmiştir. 1973 genel seçimlerinde hiçbir partinin tek başına iktidar olamaması üzerine kurulan CHP-MSP koalisyonunun 1974 yılında bozulması, Türk siyasetinde derin izler bırakacak olan "Milliyetçi Cephe" (MC) döneminin kapısını aralamıştır.

Büyük Uzlaşma : CHP - MSP Koalisyonu

Resim
  Türkiye, 1973 genel seçimlerine 12 Mart 1971 Muhtırası’nın yarattığı otoriter yönetim anlayışının ve toplumsal huzursuzlukların gölgesinde girmiştir. Bu dönemde siyasetin yeniden sivilleşmesi yönünde güçlü bir beklenti oluşmuş, partiler seçim stratejilerini bu askeri gözlem altındaki demokratik dönüşüm üzerine inşa etmişlerdi. Adalet Partisi (AP), Süleyman Demirel önderliğinde 1965'ten beri sürdürdüğü iktidar yıpranmışlığı ve parti içi bölünmelerle mücadele ederken; Cumhuriyet Halk Partisi ise (CHP), Bülent Ecevit liderliğinde "yeni" ve "dinamik" bir imajla seçmenin karşısına çıkmıştı.

Adalet Partisi ve Süleyman Demirel ( 1965 - 1971 )

Resim
  27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi ve toplumsal yapısında derin bir kırılma yaratarak yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. Bu dönem, askeri vesayet altında sivil siyasete dönüş arayışlarının, yeni anayasal düzenin getirdiği özgürlüklerin ve bu özgürlüklerin yarattığı toplumsal dinamiklerin şekillendirdiği çalkantılı bir on yıla damgasını vurmuştur. 27 Mayıs'ı takip eden süreç, bir yandan iktidarı en kısa sürede sivillere devretme arzusu, diğer yandan ise ülkenin yeniden siyasi kargaşaya sürüklenmesi endişesi arasında sıkışan ordunun, siyasal alanı yeniden dizayn etme çabalarına sahne olmuştur. Bu çabanın merkezinde, kapatılan Demokrat Parti'nin (DP) siyasi mirasının tasfiyesi ve yeniden canlanmasının engellenmesi hedefi yatıyordu. Yassıada'da DP'li siyasetçilerin yargılanması kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, Milli Birlik Komitesi (MBK) ve Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, yaptıkları açıklamalarla DP'nin devamı niteliğindeki oluşu...

1961-1965 İnönü Koalisyon Hükümetleri Dönemi

Resim
  27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından başlayan süreç, Türkiye’yi çok partili sisteme geri taşıyan kritik bir geçiş dönemi yaratmıştır. 1965 genel seçimlerine kadar süren bu dört yıllık süreçte, siyasi istikrarsızlık dört farklı koalisyon hükümetinin kurulmasına yol açmıştı. 27 Mayıs darbesinin ardından Milli Birlik Komitesi, 15 Ekim 1961’deki ilk seçime kadar tam on yedi ay boyunca görev başında kaldı. Bu zaman zarfında hazırlanarak halk oylamasına sunulan ve kabul edilen 1961 Anayasası, yasama yetkisinin tek elde toplanmasını engellemek amacıyla çift meclisli parlamento ve partilerin ezici çoğunluk kazanmasını zorlaştıran nispi temsil sistemini kabul ederek bir anlamda demokratik hayata geçiş için gerekli hukuki zemini hazırlamıştı. Sırada siyasi partilerin faaliyetleri üzerindeki yasakların kaldırılmasına geldi. 13 Ocak 1961 tarihinde bu yasak da kaldırıldı. Bu süreçte kapatılan Demokrat Parti mirasını sahiplenen partiler hızla kuruldu.

Türkiye Başkanlık Sistemine Nasıl Geçti ?

Resim
Hükümet Sistemlerinin tanımlanmasında devletin üç temel organı olan yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri arasındaki ilişki esastır. Literatürde yargının bağımsızlığı temel kabulünden yola çıkılarak, hükümet sistemlerinin tasnifinde genelde yasama ve yürütme arasındaki ilişki temel alınmaktadır

Adnan Menderes'in İdam İle Sonlanan Trajik Hayat Hikayesi

Resim
  “Kıvrım kıvrım şuh ve oynak, Ege kıyılarına inen Menderes” diye söze başlar Necip Fazıl Kısakürek, Menderes nehrini tarif ederken, Adnan Menderes’in kaderini de bu nehre benzetmiştir. Menderes’in hayatı anne babasını, ablasını kaybettikten özellikle de siyasete girdikten sonra kıvrım kıvrım akmış zorlu yollardan, iniş çıkışlardan geçmiştir.   Tuğrul Sarıtaş’ın ifadesi ile “Çakır Beyli Çiftliği’nden, çakır dikenli yollarda yürüyen, günümüzde suçluluğu ile suçsuzluğu tartışılan, bir devre imza atmış, bir imzasıyla da idam sehpasında son bulan bir ömrün adıdır, Menderes.”

Türkiye'de Siyasal İslam'ın Kısa Tarihi ( 1923 - 2002 )

Resim
  Siyasal İslam, İslami kaide ve kuralları siyasal olarak yorumlayan ve bu kuralları topluma siyasi bir şekilde yansıtan bir düşüncedir. Devlet yönetiminde İslami unsurların varlığını ifade eder. Şerif Mardin’e göre İslamcılık, 19. Yy.’da Hindistan’da ve Osmanlı Devleti’nin merkezinden uzak noktalarında şekillenen ve özelliklerini kazanan, 1870’lerden sonra merkezi devlet bünyesinde etkisini gösteren fikirsel bir akımdır. Siyasal İslam, 19. Yy.’da batı ile İslam toplumları arasında artan etkileşim ve İslam toplumlarının batı karşısında uğradığı savaş yenilgileri neticesinde ortaya çıkmış ve devleti kurtarma gayesi ile filizlenen bir düşünce akımı olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de özellikle Tanzimat ve Islahat Fermanları dönemlerinde Batı’ya olan tepkinin bir yansıması olarak ortaya çıkan İslamcılık akımı, İmparatorluğun parçalanmasını önlemek amacıyla bir kurtuluş misyonu üstlenmiştir.